Facebook Pixel

Sultanlari Anlatan Kitaplar (17)

SKU
120048
-53%
Özel fiyat 6,99 € Standart Fiyatı 14,85 €
Stokta var
 

SULTANLARI ANLATAN KİTAPLAR

SET İÇERİĞİ:

  • YAVUZ SULTAN SELİM
  • YAVUZUN ÇAMURLU KAFTANI
  • FATİH SULTAN MEHMED HAN
  • BİR ŞEHİD SULTAN ABDÜLAZİZ HAN




KİTAP AÇIKLAMALARI:

YAVUZ SULTAN SELİM HAN

İbn-i Kemal’in ifadeleriyle Yavuz Sultan Selim ikindi güneşi gibiydi; vakti kısa, gölgesi uzun. Sultanlar taç ve tahtlarıyla iftihar ederdi, taç ve taht ise Yavuz’la. O, Çaldıran’da Şah İsmail’i mağlup ederek Şiilik tehlikesini bertaraf etmiş, Mercidâbık ve Ridâniye zaferleriyle Mısır’a hâkim ve Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerifeyn olmuştu. Hatta fetihten sonra kılınan ilk Cuma’nın hutbesinde, emri üzre ismi bu unvanla anıldığı sırada başından saltanat kavuğunu çıkarmış, altındaki seccadeyi bertaraf ederek toprak üzerinde şükür secdesine varmış, gözyaşı dökmüştü.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hırka-i Saadetini ve sair mukaddes emanetleri, onca güzel vasfına hilafet merkezliğini de ekleyen İstanbul’a getirten o idi. Yine o, padişahların imrendiği bir padişahtı. Sahip olduğu yüksek maneviyatla 8 seneye sığdırdığı işler muazzamdı. Gayesi ve hedefi tekti: Allah’ın rızasını kazanmak ve Müslümanları tek bir vücut haline getirmek. Yavuz Selim Han bu maksadı uğruna çok sıkıntılar göğüsledi, nice fedakârlıklara katlandı. Öyle ki nakkaşlar, Yavuz’un minyatürlerine bile aksettirdiler ondaki hüznü. Aynı zamanda Selîmî mahlaslı, divan sahibi bir şair olan Yavuz Sultan Selim hakkındaki literatür bir hayli geniştir.

Osmanlı’nın son devri müverrihlerinden Namık Kemal’in Evrâk-ı Perişan isimli kitabının üçüncü kısmı olan Yavuz Sultan Selim Han’ın hayatı Kemal Erkan tarafından her seviyeden okuyucunun istifade edebileceği şekilde hazırlandı. Eserde, doğumundan vefatına Yavuz Sultan Selim Han’ın hayatının her safhası edebi bir üslupla ele alınıyor. Selim Han hakkında ciltler dolusu kitap yazılsa yeridir ama Namık Kemal’in şu küçük hacimli kitabı ile onu kısaca bir hatırlamak ve okuyanlara da hatırlatmak istedik. Umarız ki Yavuz Sultan Selim nokta-i nazarında bütün Osmanlı padişahlarını anlamakta bize bir kapı aralar.



YAVUZ’UN ÇAMURLU KAFTANI (OSMANLI’DA KAHRAMANLIK HİKAYELERİ)

Sultan Selim Han, Mısır’ın Osmanlı idaresine geçmesinden sonra Kahire’den geri dönüş yoluna geçmişti. Yağmurlu bir havada yolda giderken sohbet etmek üzere Anadolu kazaskeri Kemalpaşazade’yi yanına davet etti. Çeşitli mevzular hakkında konuşurlarken Kemalpaşazade’nin atı birden bir su çukuruna bastı ve padişahın kaftanına çamur sıçradı. Herkes pürdikkat padişahın bu hadise karşısında hiddetleneceğini ve Kemalpaşazade’yi cezalandıracağını beklerken padişah gayet sakin bir şekilde; “Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir. Öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukamın üstüne koysunlar”, diye söyledi ve sırtından çıkartıp vazifelilere teslim etti. Padişah vefat ettiğinde de vasiyeti gereği bu kaftan sandukanın üstüne örtüldü.

***

Çin Seddi’nden Atlas Okyanusu’na kadar at koşturan ecdadımızın şanlı tarihine bir göz attığımızda insan muhayyilesini zorlayan sayısız kahramanlar ve kahramanlıklar olduğunu görürüz. Kahramanlar zor zamanlarda ortaya çıkar. Onlar için zaman, mekân, imkân önemli değildir. Tek bir maksatları vardır; mevcut vasıtalarla vatanı içinde bulunduğu tehlikeden kurtarmak... Bu vasıta kimi zaman patlamaz denilen mayın olmuş, kimi zaman da kuvvetli bir pazu olmuştur.

Soner Demirsoy tarafından kaleme alınan Yavuz’un Çamurlu Kaftanı (Osmanlı’da Kahramanlık Hikâyeleri) isimli çalışmada 16 farklı kahramanlık ele alınıyor. Hikâyelerin pek çoğu bu kitapta ilk defa gün yüzüne çıkıyor. Emsali diğer çalışmalardan farkı ise hepsinin hadisenin kahramanı ya da şahidi olan kişiler tarafından anlatılması ve orijinal belgelere dayanması.

Kitapta, Ciğerdelen Pehlivan, Yavuz’un Çaldıran’da Yazdığı Destan, Yavuz Sultan Selim Han’ın Keskin Kılıcı, Yavuz’un Çamurlu Kaftanı, Senin Altınların Ancak Benim Camimin Harcı Olur, Tiryaki Hasan Paşa’nın Kanije’de Yazdığı Destan, Deli Hüseyin Paşa’ya Sadrazamlık Yolunu Açan Yay, Fransa’ya Osmanlı Tokadı ve Bir Fincan Türk Kahvesi, Osmanlı-Fransa Arasında Alçak Sandalye Krizi      , Cihan Pehlivanı Kara Ahmet Ayıya Karşı, Nusret Mayın Gemisi gibi daha birçok ilginç yazı bulunuyor.

Her seviyeden okuyucuya hitap eden bu kitabı okurken ecdadımızın yaptığı kahramanlıkları öğrenecek ve gelecekte onlar gibi ilimde, fende daha büyük işler başarmak için kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz.



FATİH SULTAN MEHMED HAN

Fatih Sultan Mehmed 1429 tarihinde, İkinci Murad Han’ın dördüncü oğlu olarak Edirne’de dünyaya geldi. O vakit, babası Sultan İkinci Murad Han Fetih Sûresi’ni bitirmiş, Muhammed Sûresi’ne başlamıştı. Müjdeyi verdiklerinde gayri ihtiyârî, dudaklarından şu mısra döküldü: Ravza-i Murad’da bir gül-i Muhammedî açtı. Daha 11 yaşındayken 1443’te Manisa’ya sancak beyi tayin edildi. Bir sene sonra babası tarafından tahta çıkarıldı. Fakat düşman tehlikesi yüzünden ilk hükümdarlığı iki sene sürdü. Babasının vefatından sonra 18 Şubat 1451’de, yedinci Osmanlı sultanı olarak ikinci defa tahta geçtiğinde 19 yaşındaydı. Çok değil, iki sene sonra da hayallerini süsleyen Konstantiniyye’yi fethetti. Bu fetihle bir çağ kapanmış, yeni bir çağ açılmıştı.

Fatih, ülkesinin korunmasında ve her yönden gelişmesinde ömrü boyunca büyük gayretler gösterdi. İlim ve teknikte keşiflerde bulundu. O, savaş meydanlarında cesur ve maharetli bir kumandan, devlet idaresinde adaletli bir sultan, ilim ve fen sahasında önde gelen bir âlimdi.

Osmanlı’nın son devri müverrihlerinden Namık Kemal’in Evrâk-ı Perişan isimli kitabının ikinci kısmı olan doğumundan vefatına Fatih Sultan Mehmed’in hayatı, hayatının her safhası edebi bir üslupla her seviyeden okuyucunun istifade edebileceği şekilde ele alınıyor.



BİR ŞEHİD SULTAN ABDÜLAZİZ HAN

Otuz ikinci Osmanlı padişahı, doksan altıncı İslam halifesi olan Sultan Abdülaziz Han, 7 Şubat 1830’da doğdu. Küçük yaştan itibaren Arapça ve Farsçayı, dinî ve fennî ilimleri öğrendi. Ata binmeyi, güreş tutmayı, cirit atmayı ve zamanın bütün silahlarını en iyi şekilde kullanmayı öğrendi. Dünya siyaseti ile yakından alakadar oldu. Osmanlı donanmasını dünyanın sayılı donanmalarından biri haline getirdi. Tersanelerde zırhlılar imal ettirdi, tophaneler ve silah imalathaneleri kurdurdu, birçok sahada yenilikler ve gelişmelere imza attı.

Sultan Abdülaziz Han tahta geçtiğinde; Osmanlı eski heybet ve haşmetini hayli kaybetmiş, Tanzimat ile gelen Batılılaşma havası, taklitçilikten öteye gidememiş, çok yönlü bir revizyona girişilmişti. Ancak, devlet ve millet uğruna büyük hizmetlerde bulunmuş Sultan Abdülaziz Han, Osmanlı’nın eski gücüne kavuşmasına mani olmak isteyen yabancı devletlerin de desteğiyle birkaç gafil devlet adamının tertibiyle tahttan indirildi ve ardından yine aynı tertiple 4 Haziran 1876’da şehîd edildi.

Ömer Faruk Yılmaz’ın kaleme aldığı Bir Şehid Sultan Abdülaziz Han kitabı, Osmanlı sultanına yapılan operasyonu ve ardından şehîd edilmesiyle nihayetlenen hain tertip planının perde arkasını konu alıyor. Tarihin unutmayacağı, ibret numunesi olan vahim hadiselerin en mühimlerinden biri olan Sultan Abdülaziz Han’ın tahttan indirilip şehid edilme hadisesi belki de, Osmanlı tarihinin en kanlı tertibi neticesinde ortaya konulan bir zulüm, millî tarihimizin bir dönüm noktasıdır. Birkaç nankör devlet adamının padişahı tahttan indirerek şehid etmelerinden sonra felâketlerin önü alınamayacak, devletin çöküşü Abdülhamid Han’ın dirayetli siyasetiyle bir müddet geciktirilebilse de, engellenemeyecekti.

Her seviyeden okuyucunun ibretle okuyacağı bu eser, bir hakana nasıl kıyıldığını bütün yönleriyle deşifre ediyor. 



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum ekleyebilir. Lütfen giriş yapın veya üye olun