Facebook Pixel

Hatira Kitaplar Seti (24)

SKU
120055
-55%
Özel fiyat 8,00 € Standart Fiyatı 17,71 €
Stokta var
Sadece 4 adet kaldı
 

HATIRA KİTAPLAR SETİ

SET İÇERİĞİ:

  • MUSAVVER MISIR HATIRATI
  • AFRİKA SAHRA-YI KEBİRİ'NDE SEYAHAT
  • BARBAROS HAYREDDİN PAŞA'NIN HATIRALARI




KİTAP AÇIKLAMALARI:

MUSAVVER MISIR HATIRATI

Musavver Mısır Hatıratı isimli eser, 20. asır başlarında Osmanlı başkentinden Mısır’a, devlet tarafından “memuren” gönderilen Hâlid Ziyâeddin’in yazdığı bir hatıra ve seyahat kitabıdır. 24 Ocak 1909’da Kahire’ye ulaşan Hâlid Ziyâeddin, burada 1909 Mart ayının ilk günlerine kadar kalmıştır.

Halid Ziyaeddin’in hatıralarında, Mısır’ın binlerce yıllık tarihinden o güne gelen büyük eserleri modern arkeolojik bulgular ışığında tasvir etmekte ve Hidivlik dönemi Mısırı’nın idari, ekonomik ve sosyal yapısına, kurumlarına ve yaşayışına dair önemli gözlemler paylaşmaktadır. 

Musavver Mısır Hatıratı, piramitlere ve Firavunlar dönemi eserlerinin sergilendiği müzeye yapılan heyecan verici geziyle başlar. Sonraki bölümlerde Kahire Kalesi ve camileri, İslam ve Arap Eserleri Müzesi anlatılır ve beraberinde Emevi, Abbasi, Memluk, Osmanlı hâkimiyetleri ve Napolyon’un işgal dönemlerine dair çok önemli bilgilere temas edilir. Belediye bahçeleri gibi gezinti alanlarından hayvanat bahçesine, kütüphanelerden müzelere, Hilal-i Ahmer teşkilatından posta hizmetlerine, köylülerden şehirlilere, yollardan otellere, askeriyeden polis teşkilatına, Nil üzerindeki köprülerden barajlara, tersaneden hapishaneye kadar 1909 senesinin Kahiresi bütün canlılığıyla gözler önüne serilir.

Osmanlıca aslından transkripsiyonu yapılan kitap, Halid Ziyaeddin’in etkileyici ve sürükleyici anlatımı ile herkes ve hususiyle Mısır tarihi üzerine araştırma yapanlar için vazgeçilmez bir kaynak hüviyetindedir. Metinle birlikte kitapta yer alan seksen adet fotoğraf ise önemli bir arşiv malzemesi teşkil etmenin yanı sıra okuma zevkini artırmaktadır. Bu eser, Mısır’ın gizemini, çöl insanının hayat standartlarını ortaya çıkarmakta ve bölgenin bilinmeyen yönlerine ışık tutmaktadır.

Prof. Dr. İdris Bostan’ın sunuşuyla takdim edilen eseri, şehir tarihi ve modernleşme meselelerine ilgi duyanlar, 20. yüzyıl başlarında Osmanlı başkenti İstanbul’dan kardeş şehir Kahire’ye yapılan bir seyahatin hikayesini merak edenler ve genel olarak hatırat-seyahatname türüne aşina olanların okuyacağı mühim bir eser.



AFRİKA SAHRA-YI KEBİRİ’NDE SEYAHAT

(Bir Osmanlı Zabitinin Büyük Sahrâ’da Seyahati)

Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinden günümüze intikal eden pek çok rapor ve seyahatname bulunuyor. Bunlar, bize özellikle belli bir coğrafyanın ve orada yaşayan insanların gündelik hayatlarını, âdetlerini, inanışlarını ve bölgenin stratejik konumunu anlatan, alınması gereken askeri ve siyasi tedbirleri belirten kaynak metinlerdir.

Sultan İkinci Abdülhamid Han devri devlet adamlarından Sâdık el-Müeyyed tarafından yazılan Afrika Sahra-yı Kebiri’nde Seyahat  (Bir Osmanlı Zabitinin Büyük Sahrâ’da Seyahati) isimli kitap, Kuzey Afrika’nın Bingazi bölgesi ile burada yaşayan Senûsi hareketinin lideri Muhammed es-Senûsî ve müntesipleri hakkında geniş bilgiler veren mühim bir seyahatnâmedir.

Osmanlıca aslından transkripsiyonu yapılan kitap, Sâdık el-Müeyyed’in etkileyici ve sürükleyici anlatımı ile herkes ve hususiyle Osmanlı’nın son devri üzerine araştırma yapanlar için vazgeçilmez bir kaynak hüviyetindedir. Bu eser, sadece bölgedeki Osmanlı yönetimini ve meselelerini değil, Büyük Sahra çöllerinde aylar süren seyahatlerin gizemini, çöl insanının hayat standartlarını da ortaya çıkarmakta ve yakın tarihimizin bilinmeyen bir yönüne ışık tutmaktadır.



KAPTAN-I DERYA BARBAROS HAYREDDİN PAŞA’NIN HATIRALARI

Batılıların, sakalı havuç rengine çalar kırmızı renkte olduğu için Barbaros dediği, Yavuz Sultan Selim Han’ın ise Hayreddîn ismini verdiği Barbaros Hayreddin Paşa’nın Osmanlı denizcilik tarihinde çok mühim bir yeri vardır. Osmanlı Kaptan-ı Deryalığı gibi çok mühim bir makama kadar yükselen bu efsane Osmanlı denizcisinin kahramanlıkları Akdeniz’in her köşesinde ve her bucağında yankılanıyor, Müslümanların imdâdına Hızır gibi yetişiyordu.

Yerine göre gayet yumuşak tabiatlı, halim selim, müşfik ve mütevazı olan âciz bir kul; yerine göre de kılıcından şimşekler çakan, sesi semada yankılanan, karşısında düşmanları tir tir titreten bir heybet âbidesi olan Barbaros Hayreddîn Paşa, kılıcıyla fethettiği bir ülkeye hükümdar olmak yerine, Osmanlı’ya bağlı olmayı tercih eden, Osmanlı sultanlarının duasını almayı Cezâyir’e sâhip olmaktan daha üstün tutan nümûne bir şahsiyetti. Gerek Osmanlıların ve gerekse kılıcının gölgesinde huzur bulan mazlum mü’minlerin duaları bereketiyle o kadar yücelmiştir ki, kendisini Hıristiyan dünyasının lideri kabul eden ve akıl almayacak derecede kibirli olan İspanya kralının başını önüne eğdirmiştir. O aynı zamanda, bütün gazâlarında Allâh rızasını ön plânda tutan, ibâdetlerini ve manevî vazîfelerini ihmal etmeyen bir mânâ eri ve gönül sultanıdır.

Küçük bir gemi reisliğinden başlayıp günün birinde kaptân-ı deryâ olan bu müstesnâ kişinin hayatının bütün safhalarını maddesiyle manasıyla, inceden inceye anlatan Kaptan-ı Deryâ Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hâtıraları, Kânûnî Sultan Süleyman Han’ın, Hayreddin Paşa’ya emri üzerine onun Seyyid Murâdî’ye yazdırdığı Gazavât-ı Hayreddîn Paşa isimli eserin günümüz Türkçesine çevrilmiş hâlidir. Seyyid Murâdî, Hayreddîn Paşa’nın yanında ve hizmetinde bulunan reislerdendir. Çok açık bir Türkçe ile yazdığı eserindeki hâdiselerin bir kısmını Barbaros Hayreddin Paşa’dan, bir kısmını gazilerden duymuş, çoğunu da bizzat kendisinin katıldığı seferlerde şahit olarak kaleme almıştır.

Seyyid Murâdî’nin kaleminden süzülerek satırlara dökülen bu etkileyici ve sürükleyici metin herkesin istifadesine sunuldu. Özellikle Barbaros Hayreddin Paşa ve onun Akdeniz’in bir Osmanlı gölü olmasındaki rolünü merak edenlerin mutlaka okuması gereken bir başucu kaynağıdır.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum ekleyebilir. Lütfen giriş yapın veya üye olun